Bakır Cezve / Edebiyat, Kültür, Sanat, Gündem, Mizah, Gençlik, Alıntı, Çalıntı



Bakır Cezve / Edebiyat, Kültür, Sanat, Gündem, Mizah, Gençlik, Alıntı, Çalıntı
"Ben geldim geleli açmadı gökler / Ya ben bulutları anlamıyorum / Ya bulutlar benden bir şeyler bekler" Sezai KARAKOÇ

« Önceki | Sonraki »

Perşembe, Mayıs 15, 2008

İpin Ucuna Doğru!

 

                  çok sevdiği elbiselerini katladı önce. vakit ikindiyi geçiyordu. kaliteli bir terkediş saati değildi elbet,fakat gitmenin vakti valizin fermuarı açılırken tayin edilmiş olur..öyle yaptı.
                   
                  karpuzkolları olan diz altı beyaz keten elbisesini almadı bir tek.." ne kadar da büyükmüş valizim" diye geçirdi içinden,"sığmayan hiç bir eşyam yok.." "ya da ben öyle az aitim ki bu eve,bütün varlığım bir valize sığacak kadar küçük.."gülümsedi ve devam etti.
                  
                   hiç bir not yazmadı,kalemle kağıdı daha önceden terketmişti çünkü...bir buçuk yıl evveldi,"ne anlıyorsun durduğun kadar bir şey yazıp çiziyorsun " demişti bir ses. o ses en yakınından geliyordu evet.hiç zor olmadı,en yakınının en uzak olması o andan sonra..böyle başladı buz tutmalar içinde..

                  

                    bir gün kapağında van gogh'un yıldızlı gece resmi bulunan defterinin yırtıldığını gördü o uzak eller tarafından..çıldıramadı."neye kime olduğu önemli değil, kelam kutsaldır,kalem de..."derdi hep.kutsalının yırtıldığını gördü.valizini hazırlarken "en üste koy şiirlerimi" diyen şaire sitem etti,"şiir mi kaldı ki,şaire mi kaldı."oysa yazıyordu,ruhu gibi,kıyameti gibi,hesabıyla azabıyla yazıyordu ve kelimelerine taarruz edileceğini hiç düşünmemişti önceden..çizgilerine...tezhib tablolarını saldırıdan kurtaran şey,uhrevi hat yazıları olmuştu.Allah, Muhammed, edep ya hu, elhamdülillah...."senelerini harcıyorsun şunlara ve tek kuruş almıyorsun, satmıyorsun!"diyen cümleler felaketi olmuştu ruhunun.. yetmemişti,"ciğeri beş kuruş etmeyen yazılar ve tablolarla geçiriyorsun ömrünü" demişti bir keresinde de..."evet benim ve eserlerimin ciğeri beş kuruş etmiyor.beş kuruşa terketmiyorum onları!" diye cevaplamıştı o sesi.bu onun ömründe yaptığı en cesurca savunmaydı.ama ipin ucunu bıraktı.

                    
                       valizini hazırlamasına yardım edecek kimse yoktu ve üstelik "kollarından çekiyorlardı saatin.."vakit de ikindiyi terkediyordu.kapı kolunu çevirdi son olmasını umarak.beyaz keten elbisesine takıldı gözü,yatağın üstünde duruyordu.eve baktı,evine değil. "bir çatıysa aranılan,Allah'ın arzı geniştir." deyip merdivenleri indi.
                  
                       "nereye gitmeli?" dedi.tren istasyonları cazibeli durur hep,bir yeri terkedecekseniz.istasyon yakındı.siyah kadife pardesüsünü sürüyerek gitti istasyona.gözlerine sürme çekmişti,ruhu hala yeşildi.valizi gittikçe ağırlaşıyordu.bir şeyi farketti,ağırlaşan valize inat o güçleniyor ve daha bir sıkı tutyordu kulpunu valizin..."nereye gitmeli?" dedi tekrar.deniz görmeyen bir şehri ve içindeki denizi göremeyen bir erkeği terketmek hiç zor olmadı. müzehhibeydi, altını severdi. istanbul'du,taşı toprağı altındı. "istanbul gibi iki yakam bir araya gelmese de,istanbul'a gideceğim." dedi.atlayıp trene,dağları saya saya ilerledi. . .
 
                                            Leyla MARANKOZ

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Arkadaşına Gönder!

Yasir Buğra Eryılmaz'dan stop motion edebiyatı...